Harry Potter ve Felsefe Taşı Komik Alıntılar

“Fazla kalamam, anne,” dedi Percy. “Öndeyim, Sınıf Başkanlarına ayrılmış iki kompartıman var.”
İkizlerden biri, son derece şaşırmış gibi, “Sınıf Başkanı mısın sen?” dedi. “Bilmiyorduk, daha önce söyleseydin ya.”
“Bir dakika,” dedi öteki ikiz, “galiba bu konuda bir şeyler söylemişti. Bir kere -”
“Ya da iki kere -”
“Bir dakika -”
“Yaz boyunca -”

Boğulurcasma, “Ateş yak öyleyse!” diye bağırdı Harry.
Hermione, boyuna ellerini ovuşturarak, “Yakarım -tabii - ama odun yok!” diye seslendi.
“ÇILDIRDIN MI SEN?” diye haykırdı Ron. “SEN BÜYÜCÜ MÜSÜN, DEĞİL MİSİN?”

Şarkıyı herkes değişik zamanlarda bitirdi. Weasley ikizleri ise şarkıyı bir cenaze marşı havasında uzattıkça uzatıyordu.

Dudley annesiyle mutfağa geldiğinde Harry tavada yumurta yapmaktaydı. Vernon Enişte’ye çok benziyordu Dudley. Kocaman, pembe bir yüzü vardı; boynu yok gibiydi; gözleri ufacıktı, suluydu, maviydi; sarı saçları tostoparlak kafasına yapışıyordu. Petunia Teyze onun bir bebek meleğe benzediğini söylerdi hep - Harry ise peruk takmış bir domuza benzediğini söylerdi.
“Böyle apaçık, böyle alçakça bir saldırıdan sonra -”
“Jordan!” diye gürledi Profesör McGonagall.
“Yani, böyle pisliğe -”
“Jordan, seni uyarıyorum -”
“Peki peki. Rint, Gryffindor Arayıcısını az kalsın öldürecekti, olur böyle şeyler. Şimdi Gryffindor penaltı kullanacak - Spinnet dışarı atıyor, sorun yok, oyun sürüyor, top yine Gryffindor’da.”

[Dudley] “Stonewall’da ilk gün adamın kafasını tuvalete sokuyorlar,” dedi. “İstersen gel yukarı da bir deneyelim.”
[Harry] “İstemem, sağ ol,” dedi Harry. “O zavallı tuvalete senin kafan kadar berbat bir şey girmemiştir - sokarsan içi bulanır.”

“Seninkinin üstünde harf yok,” dedi George. “Adını hiç unutmadığını düşünüyor herhalde(Mrs. Weasley). Ama biz de aptal değiliz ya - birimizin adı Gred, birimizin adı Forge”

“Efendim - Profesör Dumbledore? Size bir şey sorabilir miyim?”
Dumbledore gülümsedi. ‘Tabii, sordun ya zaten. Ama istersen bir şey daha sorabilirsin.”
“Ayna’ya bakınca siz ne görüyorsunuz?”
“Ben mi? Elimde bir çift yün çorapla kendimi görüyorum.”
Harry boş boş baktı.
“İnsanın hiç yeteri kadar çorabı olmuyor,” dedi

Tombul kadın, “Sıra sende, Fred,” dedi.
“Fred değilim ben, George’um,” dedi çocuk. “Bir de kalkmış, annemiz olduğunu söylüyorsun! Daha adımı bile bilmiyorsun!”

Noel yaklaşıyordu. Aralık ortalarında bir sabah Hogwarts’takiler uyanınca her yerin bir metre karla örtülmüş olduğunu gördüler. Göl donmuştu, Weasley kardeşler birkaç kartopuna büyü yapıp onları Quirrell’ın sarığında hoplattıkları için cezalandırıldılar.

Hermione, korkuyla, “Yani Taş ancak Quirrell Snape’e direndiği sürece mi güvende?” diye sordu.
“Önümüzdeki salı Taş yerinde olmayacak,” dedi Ron.

Şimdi, siz ikiniz - bu yıl uslu durun. Eğer bir baykuş daha haber getirirse - tuvaleti taşırdığınıza dair ya da-”
“Tuvaleti taşırmak mı? Hiç böyle bir şey yapmadık ki.”
“Yine de iyi fikir, anne, sağol.”

Harry ile Ron okumayı bitirince, “Gördünüz mü?” dedi Hermione. “Köpek herhalde Flamel’ın Felsefe Taşı’nı koruyor! Arkadaş oldukları, birinin de onu çalacağından korktuğu için Dumbledore’a vermiştir. Bu yüzden onu Gringotts’tan çıkarmak istedi!”
“Altın yapan, insanın ölmemesini sağlayan bir taş!” dedi Harry. “Snape’in onu istemesi boşuna değil! Kim olsa ister.”
Ron, “Flamel’i Büyücülükte Son Gelişmeler Üstüne Bir inceleme’de boşu boşuna aramışız,” dedi. “Son gelişmelerle ilgisi olduğunu pek söyleyemeyiz - ne de olsa altı yüz altmış beş yaşında, öyle değil mi?”

Kanlı bir mendile sarılı elini göstererek, “Beni ısırdı!” dedi. “Bir hafta boyunca tüy kalem tutamam artık. Söylüyorum size, ben bundan daha korkunç bir hayvan görmedim, ama Hagrid’in gözünde tıpkı bir tavşan. Beni ısırınca, onu korkuttuğumu söyleyerek kapı dışarı etti. Ayrılırken de ona ninni söylüyordu.”

Harry ertesi sabah kahvaltı için gittiğinde mutfakta korkunç bir koku vardı. Koku, lavabonun içindeki madeni büyük bir leğenden geliyordu. Bakmaya gitti Harry. Leğen, gri bir suda yüzen, kirli paçavralara benzeyen şeylerle doluydu.
“Nedir bu?” diye sordu Petunia Teyze’ye. Soru sormaya kalktığı zaman teyzesinin dudakları nasıl kenetleniyorsa, yine öyle kenetlenmişti.
“Yeni okul forman,” dedi Petunia Teyze.
Harry leğene baktı yine.
“Haa,” dedi. “Bu kadar ıslatılması gerektiğini akıl edemedim.”

Hazırlayan: HP Mania

Recent Archives