“Soğuk!” diye irkildi Harry.
Bu kadar üşümesinin anlamsız olduğunu biliyordu, Privet Drive bu yaz her yaz olduğundan daha kavurucu sıcaktı. El yordamıyla pikesini bulup üzerini örtmek istedi… ama yatakta yatmıyordu!…
Taş zeminin üzerinde iki büklüm yattığını farketti. Kafasını toparlamaya çalıştı. Neredeydi? Yemekten sonra Dudley’den sıkılmış ve odasına çıkmak için yukarı gelmişti. Evet odasına gelmiş üzerini değiştirmiş, sabah Ron’dan mektup getiren Hedwig’le cevabını yollamıştı. Sonra… Diagondan aldığı “Lanetler, Karşı Lanetler ve Lanet Koruma-Çözme Büyüleri (Lanet Koruma İksirleriÖzel Eki ilavesi ile) adlı kitabı okumaya başlamıştı, enson burun kıllarını uzatan bir laneti okuduğunu anımsadı. Uyumuş olmalıydı ve kitap hala ellerindeydi herhalde, ellerini kavuşturdu ama eline kitap gelmedi. Gözlerini araladı. Hayır uyumuyordu etrafa baktı zifiri karanlıktı heryer. “Odamda değilim!” dedi kendi kendine..
Çok karanlıktı ama birilerinin fısıltıyla konuştuğunu duyuyordu! Söylediklerini anlamasada onları duyuyordu.
Ürperdi.
“Yalnız değilim!!!”
Nerede olduğunu anlamadan ses çıkarmamaya karar verdi. Kafası karma karışıktı. Etrafı göremiyodu ve fısıldayan insanlar onu bulmadan önce buradan çıkmalıyım diye düşünüyordu. Yavaşça ayağa kalktı ve ayaklarının çıplak olduğunu farketti.
“Yataktaydım eminim. Peki buraya nasıl geldim?” diye düşündü. Artık korkmaya başlamıştı. Dipsizmiş gibi duran karanlığa baktı. Yararı yoktu gözleri karanlığa alışamıyordu. “biraz ışık olsa” diye düşündü. Ve duvarlar boyunca sıralandıklarını tahmin ettiği meşaleler birer bire yanmaya başladı.İstemesi yetmişti.
Oda yada her neresiyse çok tanıdık geliyordu.İnsan fısıltılarını hala duyuyordu ama kimse yoktu etrafta. Etrafı incelemeye başladı her yer taştandı. Merdivene benzer aşağıya doğru inen oturmak için herhalde diye düşündüğü basmaklar vardı. Yukarıdan aşağıya Harry’nin üzerinde durduğunu farkettiği yükseltiye kadar geliyordu sıralar.
Birden basamaklarda birini gördüğünü sandı.
“Kim var orada!” diye bağırdı.Ama cevap gelmedi. Kendi sesinin yankılanmasını ve hiç susmamış fısıltılar haricinde ses yoktu.Cevap gelmesini bekleyerek birsüre daha sessizce bekledi.Yanıldığını umarak bir an önce buradan çıkmak için kapıyı aramaya karar verdi.
Bir yerlerden usulca rüzgar esiyordu “pencere” dedi kendi kendine oradan da çıkabilirdi. Etrafına bakındı rüzgarın nereden geldiğini kestirmeyeçalıştı evet arkasından geliyordu. Arkasına döndüğü anda küçük bir çığlıkla yere düştü…
Taş kemer ve oraya ait değimişcesine savrulan tül tam karşısındaydı. Geri dönmüştü Ölüm Odasındaydı…
Sirius’un öldüğü odadaydı ve insan sandığı fısıltılar tülün ardından geliyodu…
“Nasıl? Nasıl geldim buraya? diye fısıldadı çünkü sesi korkudan onu terk etmek üzereydi ve en çok bu kadar çıkabilmişti.
” Ben getirdim!”
Tok kendinden emin bir sesti. Ama Harry bu sesin içinde sevgi olduğunu zannettiği her zamanki tınıyı yakalayamamıştı bu kez, kelimeler buz gibiydi..
“Profesör Dumbledore!” dedi
“Ama neden?”
“Çünkü Harry, yaptığın cezasız kalamayacak kadar büyük bir hataydı. Ve cezalandırılmana karar verildi!”
Sesi taş duvarlar kadar hissizdi.Harry karşısında durmuş adamın Dumbledore olduğuna inanamıyordu. ama oydu, delici mavi gözleriyle ona bakıyordu, üzerinde gece mavisi üstü metalik gri ay ve yıldızlarla kaplı bir cübbe ve omzunda bütün kuşkularını silen Fawkes ile karşısındaydı. Fawkes bile taş gibiydi hiç şakımıyordu.
Dumbledore’nin gerçekliğine kendini inandıdıkta sonra aklına ceza geldi
“Ne kararı Profesör?” dedi, cevap kısa, net ve bir yumruk kadar ağırdı;
” Tül!…”
Ondan tülün ardına geçmesini istiyordu! Onun ölümüne karar vermişlerdi! Ama nasıl ? Ne zaman? Neden? Niye onun yargılandığından haberi yoktu??
“Neden Profesör?” diye sordu. Boğazı düğümlenmiş gözlerini kırpmadan karşısındaki adama bakıyordu, gözlerini kırptığı anda ağlamaya başlayacağından emindi çünkü içine bir avuç toplu iğneatılmış gibi yanıyordu gözleri. Dumbledore aynı soğuklukla konuşmaya devam etti..
“Çünkü Harry, sen Sirius’un ölümüne sebep oldun. Kendi başına buyruk hareket ettin ve ardından masum insanlarıda ölüme sürükledin.Vaktinde yetişmemiş olsaydık kaybımız Sadece Sirius olmayacaktı. Herkes Ölmüş olacaktı. Önyargılarına yenilmeyip herşeyi Prof. Snape’e bıraksaydın kimsenin burnu bile kanamayacaktı ve Sirius hala yaşıyor olacaktı. Harry bunu kabul etmek istemeye bilirsin ama sen Siriusun gerçek katilisin! ”
Sayfa Çevir: 1 2
Bir Önceki Sayfa



