Dokuzuncu Bölüm: İçindeki Karanlık

Cadılar Bayramına bir gün kalmıştı, yani ertesi gün, Slytherin’le Quidditch maçları vardı. Harry, Takım Kaptanı olarak, antrenmanlarını sıklaştırmıştı. Ayrıca mini Quidditch sahası da onlara çok yardımcı oldu. Katie ilk gördüğünde onu aptal bir maket sandı ama Harry, onun marifetlerini gösterince, yararlı olabileceğini kabul etmişti.

Slytherin Takım Kaptanı ise Malfoy’du. Harry, Malfoy’u bir kez daha mağlup etmek istiyordu. Harry’nin bunu çok ciddiye almasından eğlenen Katie, ona “Merak etme okuldaki en iyi takımız” dedi gülerek.

Sloper “Bizi yenebilecek takım olacağını zannetmiyorum” dedi kendinden emin bir edayla. Şimdi antrenman bitmiş Harry’nin onlara; yarın ki maç için, son taktikleri vermesini bekliyorlardı.

“Size söyledim ciddiye almazsanı-

“Ciddiye alıyoruz” dedi Hermione neredeyse, içtenlik kokan bir edayla.

“Ama öyle davranmıyorsunuz” dedi Harry sertçe, işaret parmağını ona doğru tehditkar bir biçimde tutarak.

“İnan! Ciddiye almasak ne işimiz vardı, o kadar yağmurlu havada dışarı çıkmaya” dedi Ron neşeyle.

“Keyfimizden olmadığı kesin” dedi Ginny sessizce sırıtarak, ama Harry onu duydu. Ona kızgın gözlerle bakarak;

“Aynı havada Slytherin’le maç yapıyoruz, yarın. Yağmurlu olabil-

“Biliyoruz, biliyoruz. Bu yüzden biz de antrenmanlarımızı her türlü pis havada yaptık, zaten” dedi Neville bıkkınlıkla sözünü keserek.

“O kupayı istiyorum” dedi Harry ani bir coşkuyla, bir elini yumruk yapıp diğerine vurarak. “Hata istemiyorum”

Gerçekten takım kaptanı olarak, antrenman yapması çok zor oluyordu. Hepsine talimat mı versin yoksa Snitch’i mi, yakalasın. Ama kendisine gelen ani coşkular, Wood’un düşünceleri gibiydi.

Zaten hepsi bu değildi. Yarın maçtan sonra, düelloda da nihayet ilk maçına çıkacaktı. Düelloculara, kiminle maç yapacakları söylenmiyordu.

Ertesi sabah, herkesten önce uyandı. Neville ve Ron’u hemen uyandırdı. “Ne oldu?” diye sordu Ron, uyku sersemi bir halde.

“Haydi kahvaltıya” dedi Harry sevinçle.

“Daha gün doğmamış” dedi Ron, ve sırtını Harry’ye döndü.

“Haydi uyan” dedi Harry sinirle. Ama Ron tepki vermeyince daha çok sinirlendi.

Asasını Ron’a doğrultup yüzüne su fışkırttı.

“Tamam, tamam” dedi Ron aniden yataktan zıplayarak. Neville zaten uyanmıştı, ama morali biraz bozuk gibiydi. Geçen sene ilk maçına çıkarken Ron’un olduğu gibi o da biraz afallamış görünüyordu.

Harry, pijamalarını çıkartan Neville’in yanına gelip sırtına vurdu ve “Her şey çok iyi olacak, Neville, merak etme” dedi neşeyle.

Neville, cüppesini giyerken ona belli belirsiz gülümsedi ama, gözlerini ondan kaçırdığı zaman midesi bulanıyormuş gibi bir ifade takınmıştı.

“O salak Goyle ve Crabbe’ye günlerini göster, Neville” dedi Harry.

“Ne oluyor?” diye sordu Seamus, yatağından uyku sersemi halde doğrularak.

“Bir şey yok, uyu sen” dedi Ron ona, iyice gerilip esnedikten sonra.

Takımın geri kalanını nasıl uyandıracağını bilemeyen Harry,(çünkü kızlar yatakhanesine çıkamazdı) Sloper’ın yatakhanesine girdiğinde onu göremedi.

Ortak salonda Sloper, Hermione ve Ginny çoktan hazırlanıp koltuklara gömülmüşlerdi bile. Harry onları görünce, sevinçle aydınlanan yüzü, Katie’nin olmadığını görünce bozuldu.

“Katie nerede?” diye sordu kızgınlıkla.

“Buradayım, merak etme” dedi Katie sıkılgan bir halde arkasından. “Gerçekten Wood’a benzedin iyice”

“Onun yerinde olunca böyle düşünüyor insan” dedi Harry geçmişi yad eden bir edayla.

Harry’nin coşkusundan usanmış halde olan takımı, hep birlikte kahvaltıya indiler. Harry, kendini neden böyle hissettiğini bilmiyordu. Belki de lider olmak ona bu büyük coşkuyu aşılıyordu. Takım için iyi bir şeyler yapma, Harry’nin denetimindeki takımının ilk sınavında başarılı olması ve Malfoy’a haddini bildirme isteğiyle yanıp tutuşuyordu.

Kahvaltı masasına herkesten önce gelip oturdular. Harry, hepsinin doğru düzgün bir şeyler yemesi telaşında, kendisi kahvaltı etmeyi unutuyordu.

“Tamam Harry. Boğazıma tıkma yiyorum” dedi Hermione sinirle.

“Neville iyi bir şeyler ye, çabuk” dedi Harry ona. “İksirini içtin mi?”

Neville belki de onuncu defa “İçtim” dedi bıkkınlıkla. Ama toparlak yüzü hala çok solgundu.

Diğer masalardaki insanlar, kahvaltı etmeye başlamışlardı, şimdi. Çünkü Quidditch, çok popülerdi. Üstelik Ravenclaw’lılar ve Hufflepuff’lılar, bu maçın sonucunun kupayı etkileyeceğini çok iyi biliyordu. Bütün Gryffindor’lular gelip onlara şans diledi. “İyi şanslar” dedi Dean ve Colin sessizce yanlarına gelerek. Takım, kahvaltı etmeyi bitirince, Harry sadece “Takım, soyunma odasına” dedi.

Takımıyla birlikte, Büyük Salon’dan çıkmadan önce, içlerinde Luna Lovegood, Ernie, Justin-Finch Fletchley, Hannah, Cho, Amanda Fawcett ve Susan Bones’un da olduğu bir grup Ravenclaw ve Hufflepuff, önlerine gelip onlara iyi şanslar dilediler. Gryffindor masası onlar salondan çıkarken tezahürata başlamışlardı bile.

Normalde maçlardan önce fazla heyecanlanmayan Harry, bu sefer yerinde duramıyordu. Diğerleri bıkkınlıkla karşılarken Ron, onun bu halinden eğlenir gibi bir tavır takınmıştı. Yüzü gülücükler saçıyordu.

Neville ise hepsinin arkasından somurtarak gelirken, Harry ve Ron’un yanında yürüyen Ginny, onun yanına gidip, ona iyi şanslar dileyince, yüzünün rengi biraz açıldı.

Harry ile Hermione, anlamlı anlamlı bakıştılar. Harry, bunu daha önce de fark etmişti ama, maçtan kafasını uzak tutmamak için, bunu şimdilik askıya aldı.

Soyunma odasında Harry’nin cesaret verici bir şeyler daha söylemesini bekleyen takımı, sessizce onu süzüyordu. Burada bulundukları süre içerisinde, Harry’nin boğazı heyecandan tıkanır gibi olmuştu.

Bu yüzden Ron ona, “Bizi izleme, Snitch’i ara. Ne kadar çabuk bitirirsek o kadar iyi… Yeteri kadar çalıştık” deyince bir an düzeldi ve konuşmaya çalıştı, ama sonra vazgeçti. Üniformalarını çoktan giymiş olan takımına “Herkes sahaya” dedi.

Sahaya çıkar çıkmaz yerlerini alan takımlar, Madam Hooch’un yanlarına gelmesiyle mum gibi kesildi. Tribünler çoktan dolmuştu bile. Harry, Hagrid’in, kalabalık Gryffindor’lar arasında oturduğunu görebiliyordu. Takımlar tezahürata başlamıştı, bile.

Harry, artık Lee Jordan olmadığından maçı kimin sunacağını, çok merak etmişti. Maçı sunan Susan Bones’tu.

“Baylar ve bayanlar, Gryffindor ve Slytherin karşılaşmasına hoş geldiniz” dedi Susan Bones neşeyle.

“Güzel açılış Miss Bones” dedi Profesör Sprout.

“Önemli değil Profesör” dedi Susan Bones gülerek, ama mikrofona konuşmuştu. Sonra hiçbir şey olmamış gibi devam etti. “Takımlar yerlerini aldı. Slytherin kaptanı, Draco Malfoy geçen senekinden farklı bir kadro oluşturmuşa benziyor. Nielson, Scott, Nott, Parkinson, Crabbe, Goyle, ve son olarak da Draco Malfoy”

“Gryffindor takımında yeni isimler dikkati çekiyor. Granger, Longbottom, Bell, Weasley, Weasley, Sloper ve karşınızda Harrryyyy Potter!…” diye bağırdı Susan son olarak neşeyle. Gryffindor kalabalığından ani bir tezahürat sesleri gelmeye başladı.

“Şimdi kaptanlar el sıkışacak” diye bağırdı Susan tezahürat kalabalığının içinden sesi baskın çıkmıştı.

Harry en öne geldi ve kendisine pis pis sırıtan Malfoy’un elini sıktı. İkisi de birbirlerinin elini gereğinden fazla sıkmışlardı. Harry, Malfoy’un elini kırmaya çalıştığını anlamıştı, ama hiddetli zümrüt yeşili gözleri, ona bakarak sabit kaldı.

Süpürgelerini ellerine alan Harry ve takımı Madam Hooch’un Quaffle’ı salmasıyla, havalandı. Harry, hemen snitch’i aramaya başlamak için en tepeye çıktı, ama henüz görünürde değildi. Malfoy’da karşıda havalanmış soluk melun gözleriyle etrafı hızla tarıyordu.

On beş dakika geçmişti. Harry, Snitch’e konsantre olmuştu ama, kulakları Susan’ın maç anlatışını iyi duyuyordu. Hava çok rüzgarlıydı, ama takımıyla, Neville’in kabaca tarif ettiği gibi, her türlü pis havada antrenman yaptıkları için, şimdilik iyi gidiyorlardı. Hermione iki, Katie üç gol atmıştı. Ama Slytherin’ler vazgeçmemişler ve oyuna daha iyi konsantre olmuşlardı.

“Katie hızla Quaffle’ı yakaladı ve Hermione’ye attı. Hermione çevik bir hareketle Quaffle’ı yakalıyordu- Goyle’un fırlattığı Bludger’a çarptı. Oooo! iki takımda iyi oynuyorlar gerçekten, bizim takımın işi zor-

“İşine bak Susan” diye kızdı Profesör Sprout ona.

“Evet, Profesör- Vay canına Harry hızla gidiyor. İleri de bir şey parlıyor. Sanırım Snitch-

Harry, gerçekten de Snitch’i görmüştü, hızla ona doğru uçuyordu. Malfoy’un da geldiğini göz ucuyla gördü, ama Harry’nin Ateşoku çok hızlıydı. Elini ileri uzattı, Snitch’i yakalamak üzereydi. Fakat aniden vücuduna büyük bir şey çarptı. Harry, kendisine çarpan şeyi görmek için yukarı doğru baktı, süpürgesine yapışarak. Gryffindor’lardan bir yuhalama ve itiraz karmaşası yükseldi.

Crabbe idi. Bludger yerine, gelip kendisi Harry’ye çarpmıştı.

“Tanrı aşkına! Bu ne yaptığını zannediyor?” diye bağırdı Susan’ın sahada yankılanan sesi.

Harry hemen başını kaldırdı ama Snitch yok olmuştu. Madam Hooch süpürgesiyle hızla Crabbe’nin yanına gelerek, onu azarlamaya başladı.

“Penaltı” dedi Susan. “Penaltıyı Katie Bell kullanıyor veeee Gryffindor Altmışa sıfır öne geçiyor”

Harry kulaklarında, yapılan tezahüratlar arasından, bir aslan kükremesi duyunca, geçen sene, Luna’nın giydiği aslanlı şapkasını tekrar giydiğini gördü. Hatta bir grup Gryffindor’lu da, aynı şapkadan giymişlerdi. Aynı anda başlarındaki aslan şeklindeki şapkalara asalarını sallayarak kükretiyorlar ve bunu yaparken bir grup kaçıkmış gibi görünüyorlardı. Harry grubun içinde, Seamus’u görebiliyordu. Harry kahkahalarla güldü ama sesi rüzgarın sesiyle bastırıldı. Çok vakit kaybetmeden Snitch’i aramaya koyuldu. Çünkü Slytherin’ler iki gol atmıştı.

Rüzgar öyle şiddetlendi ki; Harry’yi süpürgesinin üzerinden atabilirdi, neredeyse. Harry, Goyle’un durup dururken üzerine bir Bludger yolladığını zar zor fark etti ve Neville olmasaydı az kalsın, ona çarpacaktı. “Sağ ol Neville”

Neville hızla, elinde Quaffle ile Slytherin kalesine doğru uçan Hermione’ye gelen Bludger’ı durdurmaya gitti. Neyse ki Sloper, erken davranmıştı, Bludger’ı, Hermione’nin önünü kesmeye çalışan, Harry’nin adının Scott olduğunu bildiği, Slytherin kovalayıcısına yolladı. Çocuk süpürgesinin yönünü değiştirerek, zar zor kaçtı. v “Hermione, Nielson’la karşı karşıya kaldı şimdi veee Aaaa!” diye haykırdı Susan. Seyirci kalabalığı da onun gibi şaşırmıştı. “Yetmişe, Yirmi Gryffindor’lar önde”

Çünkü Hermione, golü kendisi atmadı köşeden kaleye yaklaşan Ginny’ye pası fırlattı ve Ginny golü attı.

“Şahin Kafası Hücumu! Çok iyi çalışılmış, bir taktik bu!” dedi Susan, seyirci kalabalığı arasından sesini daha yükseltmek zorunda kalarak.

Sayfa Çevir: 1 2 3 4


Bir Önceki Sayfa
eXTReMe Tracker