Lupin, onunla, aklına ne gelirse gelsin, istediği zaman konuşmasını istedi ve ne zaman isterse onunla görüşebileceğini söyledi. Domuz Kafası’ndan çıktıklarında Harry; Hermione, Ron ve en çok da Susan’dan azar işitti. Bu kadar önemli olan şeyleri, onlardan sakladığı içindi bu.
“Sizlere söyledim” diye kendini savundu Harry. “Hep başka şeyler çıktı. Aklımda durmuyordu”
“İyi” dedi Hermione, biraz ikna olmuş görünerek. “Bu gece araştırmaya kaldığımız yerden devam edeceğiz”
“Ama Hermione” diye karşı çıktı Ron. “Bütün kitaplara baktık. Cadı Avcısı hakkında en ufak bir şey bile yoktu. Zaten olsa Lupin bilirdi”
Hermione, bir an ona tehditkar biçimde baktıktan sonra, gerçeği o da kabullenerek, başını öne eğip düşünmeye başladı.
Harry, okulun Giriş Salonu’na girerlerken sesini alçaltarak “Karanlık Kehanet hakkında araştırma yapabiliriz” dedi. Böyle söylemesinin nedeni, hem onların ona olan kızgınlığı azaltmak, hem de yararlı bir şeyler yapma çabasına girmek, istemesiydi.
*****
Plana göre, gece yarısı hep birlikte kütüphaneye gidecekler ve oradaki bütün kitapları tek tek inceleyeceklerdi.
Susan da plana dahil olmak istedi.
“Tamam, ama görünmeden, nasıl geleceksin ki?” diye sordu Ron ona. “Yakalanabilirsin”
“Önemi yok” diye ısrar etti Susan. Sonra Harry’ye hüzünlü gözlerle baktı.
Harry ise “Tamam” dedi. “İlk önce, görünmezlik peleriniyle sizi kütüphaneye bırakırım, sonra Susan’ı alıp gelirim”
Hermione “Gerek yok, ben alırım” diyerek araya girdi. “Kütüphaneden Hufflepuff ortak salonuna giden, bütün kısa yolları biliyorum”
“Peki” dedi Susan. “Saat tam on iki buçukta, ortak salonun önünde olacağım”
Daha sonra, akşam yemeğinde görüşmek üzere ayrıldılar.
O zamana kadar ödevlerini yapıp bitirdiler ve yemekte, Susan onlara katıldı. Planı baştan sona, tekrar gözden geçirdiler.
Saat on iki olduğunda, görünmezlik pelerini ve çapulcu haritasını da alıp, harekete geçtiler. Zaten ortak salonda kimse yoktu.
Görünmezlik pelerini ile artık daha da yavaş hareket etmek zorunda kalıyorlardı. Zaten Harry ve Ron zor yürürken, bir de Hermione’nin gelmesi işlerini bayağı zora koşmuştu.
Harry, çapulcu haritasına bakıp duruyor, güzergahlarında kimsenin olup olmadığını kontrol ediyordu. Filch ve kedisi Mrs Norris odalarındaydılar.
Dumbledore ve Sally, Legrand’ın odasındalardı. Haritada bir tek Snape’in nerede olduğu görünmüyordu. Odasında da değildi.
Kütüphaneye gelince, Hermione asasını çıkardı ve “Alohomora!” diyerek kapıyı açtı.
İçerisi çok karanlık değildi. Dışarıdan gelen ay ışığı, kütüphaneyi az da olsa aydınlatıyordu.
Hermione saatini kontrol etti ve “Peki, daha on beş dakika var. Ben Susan’ı alıp geliyorum. Siz araştırmaya başlayın” dedi ve görünmezlik pelerinini giyerek gözden kayboldu.
Harry ve Ron asalarını çıkarıp, ışık yaktılar. Raflardaki kitapları gözden geçirmeye başladılar. Karanlık Kehanet hakkında, bir şeyler bulabileceklerini düşündükleri kitapları, yerlerinden çıkartıp, sıranın üstüne yığdılar.
Yirmi dakika kadar sonra, Harry ve Ron raflar arasındaki bir sırada, asalarının ışıklarıyla bilgi aramaya başlamışlardı.
Harry, “Eski ve Değerli Ganimetler” isimli kitapta, Karanlık Kehanet hakkında, detaylı bir açıklama bulmuştu. Ron da başka bir kitapta, başka bir yazıyı okuyordu.
Harry’nin asıl ilgisini çeken şey; Karanlık Kehanet’in birçok kitapta farklı şekillerde, anlatılmış olmasıydı.
Az sonra kütüphanenin kapısı açılınca, hemen rafların arkasına saklandılar. Ama bunlar Susan ve Hermione idi.
Susan, koşarak onların yanına geldi ve “Neler duyduğumuza inanamazsınız” dedi heyecanla.
“Şşşt! Biraz sessiz ol!” diye uyardı onu Hermione.
Susan ona pek aldırmadan, düz saçlarını arkadan topladı ve heyecanla “Profesör Legrand’ın odasının önünden geçiyorduk. Dumbledore’un dediğine göre iki hafta sonra Cuma günü, Ölüm-yiyenlerden ikisi idam edilecekmiş”
“Kimler?” diye sordu Harry, bu habere şaşırarak.
“Henüz bilmiyorlar” dedi Hermione. “Bakan isimleri açıklamamış. Noel’de yakalanan Ölüm Yiyenlermiş”
Ron “Tabii! Bakan hiçbir şey yapmıyormuş gibi görünmek istemiyor” dedi bilgiç bilgiç.
Harry için bu haber, pek de üzücü değildi. Ama nedense, içinde garip bir his vardı. Sanki onlar ölürse ve onlara birazcık bile acımazsa, kendisini onların katili gibi hissedecekti.
Harry, düşüncelerine o kadar odaklanmıştı ki; Hermione, söylediğini üç defa tekrarlamak zorunda kaldı.
“Sen ne buldun?” diye sordu. “Ne buldun?”
Harry “Neyi ne buldum?” diye sordu, düşüncelerinden bir anda çıkarak.
Hermione “Karanlık Kehanet hakkında” derken sesini yükseltti.
Harry, kitabı bıraktığı sıraya döndü ve alıp onlara okudu.
Bir Önceki Sayfa



