Sekizinci Bölüm: Savaş Başladı

Bir hafta sonra, Çarşamba Günü, öğle yemeğinde Hermione,Ron, Susan ve Harry kafa kafaya vermiş oturuyorlardı. Karanlık Kehanet hakkında hala, elle tutulur en ufak bir bilgi bile edinememişlerdi. Kitaplarda yüzlerce değişik efsane vardı, ama gerçeğe yakın bile değillerdi.

Lupin ile hala iletişim kuramayan, Harry git gide daha da fazla endişelenmeye başlamıştı. Ona bir gün önce bir mektup yollamıştı ve cevabının bugün geleceğini ümit ediyordu.

Onlar da artık kitaplardan araştırmayı bırakıp, Karanlık Kehanet’in üzerinde yazanlara bir anlam vermeye çalışmaya başladılar. Kimse onları dinlemesin diye herkesten uzakta oturuyorlardı.

Hermione bir geceliğine, huzur iksiri içmeyerek kabusta neler olduğunu tekrar görmüştü. Söylediğine göre işkence gören insanların sayısı artmıştı. Ve derslerde de eskisi kadar başarılı olamıyordu Hermione. Öğretmenlerin gösterdiği hiçbir büyüyü başaramıyordu. Ve bu konuda da yalnız değildi. Justin ve Colin gibi diğer Muggle doğumlu büyücülerde aynı sorunla karşı karşıyaydı.

“Nasıl işkence ediliyor?” diye sordu Susan.

Hermione, bu soruya cevap vermemek için her şeyini feda edebilecek gibiydi ama denedi.

“Kapkaranlık şekilli- pelerinli birileri geliyor- anlatmak istemiyorum” diyerek konuşmayı kesti.

Ron, konuyu değiştirmek için eline, Hermione’nin Karanlık Kehanet’in üzerinde yazan şeyleri, yazdığı kağıdı, eline alıp baktı.

“Bu ne demek şimdi?” dedi usanmışçasına. Yazanları yüksek sesle okudu: Çığlığı yüreğini bir hançer gibi deliyor. Saçları uzun, yüzü insana benzemiyor”

Hülyalı bir ses arkalarından “Çok basit” dedi. “Kimera”

Ron yerinden sıçradı. “Ne dedin sen?”

Luna’ydı konuşan “Çok basit, bir bilmece dedim” diye gülümsedi. Gözleri biraz boş bakıyordu ama “Kimera işte” dedi. “Çığlığı yüreğini deler, saçları uzun ama insana benzemez”

“Vay canına!” dedi Hermione ve Susan aynı anda.

Harry, heyecanla yutkunarak “Bunun ne olduğunu kitaplarda aramaya gerek yokmuş” dedi.

“Gerçekten” dedi Ron şok içinde. “Çok basit, şuraya bak- Hermione ve Susan’da omzundan okuyordu: Sardılar ruhunu, sonsuzluğa gömüleceksin, karanlığa. Acı senin yanında kalmayacak”

“Ne demek bu?” diye sordu Susan, Ron’a.

Ron ise kahkahayla gülüyordu. “Çok basit” Harry zaten yanında oturuyordu. Ron’un ne demek istediğini anlamıştı.

“Ruh Emici” dedi Harry hayretle. “Ruhunu sarıyor, sonsuzluğa gömülüyorsun”

Hermione heyecanlı sesini bastırmaya gayret göstermeden üçüncü satırı okudu. Sesi titriyordu: “Günün gelecek ve toprağın içinde diri kalacaksın. Orada nasıl yatacaksın?”

“Orada nasıl yatacaksın?” dedi Luna gülerek. “Nasıl yatarsın, Vampir olarak. Çünkü sadece, Vampirler toprağın altında yaşayabilir. Çok basit bilmeceler bunlar nereden buldunuz?” diye sordu.

Kimse ona bir şey söylemeden, son cümleye baktılar. Sonuncusunu Susan okudu: “Ağlayan gözleri ve sesi yaraları saracak, ama karanlığı seni yaşatmayacak”

“Anka kuşu” dedi Harry ama sonra bunun saçma olduğu fikri aklına geldi.

“Anka kuşu olmaz” dedi Hermione. “Karanlığı yoktur Ankaların”

“Peki ne?” diye sordu Ron. Buna Luna’nın arkasından çıkan, Seamus cevap verdi: “Ölüm Perisi!”

“Ne?” diye sordu Ron. “Sen nerden biliyorsun?”

Seamus “En çok korktuğum şeydir” dedi. “Nasıl bir şey olduğunu bilmeliyim, değil mi?”

*****

Bulduklarını Dumbledore’a anlatmak için, akşam yemeğini bekliyorlardı.

Ron ve Harry yemeğe kadar, ortak salonda oturup, günün ödevlerini yaparlarken, Hermione elinde çok kalın ve eski bir kitapla portre deliğinden çıktı. Onların yanına gelip, sesi heyecandan titrediği için, beceriksizce fısıldadı: “Bir şey buldum, galiba”

Hep birlikte, Ron ve Harry’nin şu an boş durumda olan, yatakhanesine çıktılar. Hermione, elindeki kitabı hemen, Harry’nin yatağına serdi ve onlara, katladığı sayfayı açtı. Harry ve Ron’a bulduğu şeyi yüksek sesle okudu:

“Karanlık Kehanet hakkındaki, bütün bilgilerin ilk kaynağı, Nicolas Flamel’in “Chasseur De Sorcières” isimli kitabından alıntı olarak yayınlanmıştır. Nicolas Flamel’in yazdığı bu kitap tamamen Fransızca olup, çok geniş çevrelerce takdir görmüştür. Ancak kitabın (Flamel tarafından yaklaşık altı yüzyıl önce yazıldığı için) bir çok kopyası, kayıplara karışmıştır”

Harry ve Ron hiçbir şey anlamadıkları için birbirlerine baktılar. Bir süre sessizce Hermione’ye baktıktan sonra Ron “Eee? Bize ne göstermek istemiştin?” diye sordu. “Şimdi de bu kitabı mı arayacağız? Ne kitabı bu?”

Hermione, onlara sabırsızca “Chasseur De Sorcières” dedi. “Anlamı Cadı Avcısı”

Harry, kitabı onun elinden alıp, kaşlarını çatarak dikkatle inceledi. “Nerden biliyorsun?” diye sordu, Hermione’nin okuduğu yeri tekrar okurken.

Hermione “Fransa’da bir yaz kaldım. Birazcık Fransızca biliyoruz herhalde” dedi bilgiç bilgiç.

“Dumbledore biliyor mudur, acaba?” diye sordu Harry heyecanla. “Flamel’in böyle bir kitabı olduğunu mutlaka biliyordur”

*****
Yemek sırasında Harry, hepsini zar zor ikna ederek, Dumbledore’un odasına tek başına gitmesi gerektiğini anlattı. Böylece Dumbledore ile gayet rahat konuşabilecekti. Hermione, en başta karşı çıktı ama Harry “Bana daha çok güvendiğini hepimiz biliyoruz, herhalde” deyince razı gelmek zorunda kaldı.

Harry, Dumbledore’dan pek bir şey öğrenemedi, çünkü hem Dumbledore’un acelesi vardı, hem de Harry’nin söylediği şeyleri zaten biliyordu. Çok da hızlı konuşuyordu.

“Dört kelime! Benim de Muggle doğumlu arkadaşlarım var” diye vurguladı Dumbledore, masanın üzerindeki eşyalarını düzeltirken. “Onları ben de keşfettim ve kullandım. Bir işe yaramadılar”

Sonra Harry ona, Nicolas Flamel’in kitabından bahsetti. Cadı Avcısı’nın anlatıldığı kitapta, Karanlık Kehanet hakkında da bilgi bulabileceklerini söyledi.

Sayfa Çevir: 1 2 3 4


Bir Önceki Sayfa
eXTReMe Tracker